İtiraz Ediyorum...
🧨 Bazı sözler vardır, kulağa bilgece gelir ama çocuğun ruhuna yük bindirir.
Bu bölümde, sıkça duyduğumuz ama çoğu zaman sorgulamadığımız cümlelere karşı ses veriyorum.
Her yazı, çocukların iç dünyasını savunmak için yazılmış bir “dur” işareti.
Belki de bu yazılarda, siz de kendi çocukluğunuzun çarpılmış yankılarını duyacaksınız.
Çünkü çocuklar sistemle değil, insanla büyür.
Ve bazen bir cümle, bir ömür yorar.
❗Çocuk sınava değil, hayat sınavına hazırlanmalı.
Peki hayat bu kadar mı karanlık?
Bunu duyunca içim daraldı. Çünkü kulağa bilgece gelen bu cümle, aslında çocukların sırtına iki kat yük bindiriyor.
Bir yanda akademik sınavlar…
Bir yanda belirsiz, ürkütücü bir “hayat sınavı”.
🎒 Zaten ağır olan yük, iyice ezici hale geliyor:
“Hem sınavı kazan,
Hem geleceği garantile,
Hem de hayata hazırlan!”
Ama çocuk için hayat, zaten başladı.
Okulda yaşadığı dışlanma da hayat.
Denemeden düşük not alınca hissettiği üzüntü de.
O sınav değil mi?
🧠 Aslında bu cümleyle ne diyoruz?
Sınavlar yetmezmiş gibi, şimdi bir de “hayat seni affetmez” mesajı veriyoruz.
Bir çocuğa sürekli: “Gerçek dünya çok daha acımasız” demek, onun bugünkü duygularını geçersiz saymak demektir.
🎈 Halbuki çocuğun şu an ihtiyacı olan…
Biraz alan.
Biraz nefes.
Biraz da yanında oturan, onu anlayan bir yetişkin.
Çünkü çocuk, hayatı sınav gibi yaşamasın diye çocuktur zaten. Yoksa “geleceğe hazırlamak” uğruna, onu şimdiden kaybedebiliriz.
💥 Bu yazıya neden “itiraz ettim”?
Çünkü bu cümle, farkında olmadan şunu söylüyor:
“Sadece bugünü değil, yarınları da kaybetme hakkın yok.”
Ve ben bu cümleye itiraz ediyorum.
Çocuğun, hataya, duraksamaya, kırılmaya hakkı olmalı.
Ancak o zaman güçlenebilir.
💬 Sen ne düşünüyorsun? Bu cümleyi sen de duydun mu? Sana ya da çocuğuna nasıl hissettirdi?